Hayatta kesin olan üç şey: vergiler, ölüm ve değişim. Vergiler ve ölümle malesef bir şekilde başa çıkmak zorundayız. Fakat kimi zaman daha zor olan şey değişime direnmek!

Birçoğumuz hayatın gerçekleriyle değişime kıyasla daha iyi başa çıkarız. Yaşantınız boyunca değişimin üstesinden gelmek, ona ayak uydurmak konusunda daha olumlu olabilirsiniz. Değişimi kendi yararınıza kullanabilmeyi öğrenebilirsiniz.

Değişim, direnişin kaybetmek korkusundan ileri gelen bir gereksinimdir. Değişime duyulan gereksinimi anlamak için kendinize canınızın ne zaman sıkıldığını, neyi kaybetmekten korktuğunuzu sorun. İtibar mı? Kontrol mü? Para mı? Öz saygı mı? Özgürlük mü? Rahatlık mı? Gelir mi? Direndiğiniz şeyin kökünü belirleyin ve üstesinden gelmek için adımlar atın.

Kuşkular ve belirsizlikler değişimin doğal bir yan ürünüdür. Bundan dolayı kaynaklanan rahatsızlıkları kabul edin. Değişmemenin sakıncalarını belirleyin. Sorunu çözmekte başarısız bile olsanız bunu bir fırsat olarak kullanın. Bir ricaya uymanın, bir işe kalkışmanın bedeli değişimden daha ağır mı değil mi?

Değişimin getirebileceği kazançları belirleyerek inatçılığınızı kullanabilirsiniz. Fakat bu yönünüzün şimdiki durumunuzdan yeni birine geçişinizin getireceği olumlu şeyleri çarpıtmasına izin vermeyin.

Kendinize değişimin dezavantajları üzerinde önyargıya varmadan önce, değişimin getirebileceği üç avantajı bir yere yazın. Değişimin nedenleri size yeterince açık gelmiyorsa, değişime ayak uydurmuş kişilere sorun. Çabuk yargılara varmamaya özen gösterin. Kendinize değişim ile hem duygusal hem de zihinsel bir bağ kurabilmek için birkaç gün verin.

Hayata olumlu bakmayı benimseyin. Bu değişmeye istekli insanların ortak özelliğidir.

Zorluklardan çıkarılacak önemli dersler vardır; hayat her zaman ödüllendirir; bozulma, değişen dünyanın doğal bir öğesidir. Değişim, bize büyümeye doğru götüren fırsatlar sunar. Değişimi kabul edin ve büyüyün.

Değişime!

Değişimden geçmişseniz, geçmişsinizdir. -Bruce Barton